Çarşamba, Kasım 20, 2019
Yazı Boyutu

DEPREM GERÇEĞİ VE GELECEĞİMİZ

İçerik Sayfaları
DEPREM GERÇEĞİ VE GELECEĞİMİZ
Dünyada ve Avrupada Deprem
Ülkemizde ve Balıkesir'de Deprem
Marmara Bölgesinde Deprem ve Faylar
Sanayi Bölgesi ve Fay Kırıkları
Yıkılan Medeniyetler, Kyzikos
Tarihsel Veri ve Çıkarılacak Dersler
Son Söz
Tüm Sayfalar

Bu yazıyı kaleme almamın iki sebebi var.

Bunlardan ilki ve kritik öneme sahip olan konu bölgemizde yapılmak istenen 1/100.000'lik planlarla ortaya konan ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde emsali görülmemiş büyüklükte sanayi atılımı. Daha önceki yazımda bu konunun bölgesel yaratacağı sorunları ele almıştım. Bu yazımızda ise "Tarihi Bölgesel Depremsellik" gerçeği altında bir irdeleme yapıyoruz. Acaba bu atılımı yapmak için yer tercihi doğru yapılmış mı?

İkinci konu ise meslek odaları tarafından yapılmak istenen "Mesleki Denetim". Yapılamayan bu hizmet sağlıklı yapıların teşkil edilmesinde kurumsal bir denetim görevi sağlamakta ve Bandırma'da yaşayan insanlarımızın sağlıklı depreme dayanıklı yapılarda yaşama hakkını korumaktadır. Şu anda oluşan denetimsiz ortamdan ne belediyeler, ne yapı denetim şirketlerinde çalışan proje kontrol elemanları, ne de Müteahhit Firmalar memnun. 

Şimdi asıl konumuzu yani "Tarihi Bölgesel Depremsellik" konusunu okumaya devam edelim...


Tarihi Bölgesel Depremsellik...

Dünyada deprem...

Aşağıdaki fotoğrafta dünyadaki sismik hareketlerin yoğunlukla yaşandığı yerler gösterilmiş. Kırmızı alanlar en çok sismik hareketi, beyaz alanlar ise 0 sismik hareketi gösteriyor. Dünyada en çok deprem riski taşıyan yerlerin başında Türkiye geliyor. Dünya Sismik Hareket Haritası açık seçik gösteriyor..

Türkiye Dünya'da ki en riski deprem ülkelerinden

Yakınlaşalım.

Avrupa coğrafyasında büyük deprem riski taşıyan 3 ülke var.

1. Türkiye

2. Yunanistan

3. İtalya

Türkiye Avrupa'da ki en riskli deprem ülkesi

İlk fotoğrafa yani dünyanın depremselliği gösteren fotoğrafa dönersek, Türkiye depremsel yönden kendine muadil riskli ülkeler olan Yunanistan ve İtalya'dan daha kırmızı. Bu sebeble yukarıda yaptığımız sıralamada bu durumu vurgulamak adına Türkiye'yi 1. sırada yazdık.


Ülkemizin deprem haritasına bir göz atalım. Kırmızı ile boyalı alanlar yine en tehlikeli bölgeler, beyaz alanlar ise en risksiz alanlar.

Marmara bölgesinin güneyi yani yaşadığımız bu coğrafyadaki her karış toprak tartışmasız kırmızı yani ciddi deprem riski ihtiva ediyor. Marmara Bölgesinin kuzey kesiminde daha risksiz bölgeler var.

Türkiye Deprem Haritası

Gitgide yakınlaşıyoruz. Önce Balıkesir İlindeki depremsellik ve fayların basitleştirilmiş gösterimi. KAFZ ifadesi "Kuzey Anadolu Fay Zonu" nun kısaltılmışıdır.

Balıkesir Depremselliği ve Faylar


 

Sırada Marmara Bölgesi Aktif Fay Haritası. Kuzey anadolu fay sistemi ile Bandırma, Erdek ve 1/100.000'lik Balıkesir ve Çanakkale Çevre Düzeni Planında belirlenmiş Bandırma Sanayi Alanı tamamen tehdit altında. Bandırma ve Sanayi Alanının yukarısında 20-40km mesafede Kuzey Anadolu Fay Sisteminin dışında doğrudan Bandırma ve sanayi ilan edilen alanının ortasından geçen ve bir çok farklı kırığı içerisinde bulunduran Biga-Çan fay hattı, Bandırma - Gemlik arasında var olduğu bilinen fay kırığı, ayrıca Manyas-Gönen-Yenice hattı da devamlı deprem üreten fay kırıklarından. Kuzey Anadolu Fay Sisteminin güney kollar üzerinde enerji birikim peryodu, kuzeydeki kola göre daha uzun olmasına rağmen özellikle Bandırma ve Erdek için bu peryot dolmuş durumda. Bu konuyu devamlı bilgilerini basın önünde konuşan, anlatan bilim adamı sayısı azımsanmayacak kadar çok. Biraz sonra bu bilgiyi ortaya koyan bazı bilim adamlarının verilerini tarihsel bilgiler ile de birleştirerek değineceğiz.

Herhalde bakınca en garip gelen durum ise sanayi bölgesi ilan edilen alanda bulunan yan yana 3-4 tane fay kırığı.

Şu konuya değinmemiz gerekiyor. Biz inşaat mühendisleri kötü zeminlerde her türlü yapıyı yapabileceğimizi söyleriz. Ancak fay hattı veya fay kırığı üzerine yapı ve sanayi teşekkülü yapılmaz. Kötü zemin ifadesi üzerine oturulan zeminin taşıyıcılığını ifade eder, oysaki fay zonu üzerine yapı yapmak intihar gibidir.

1900 yılından itibaren 6 şiddetinden büyük Bandırma ve çevresinde oluşan depremler ve belirttiğim fay kırıklarını daha net gösteren bir görsel ;

 

Marmara Denizi ve etrafında yıkıcı olmuş tarihsel depremlerin TARİH - KONUM - KIRIĞIN ETKİLİ OLDUĞU UZUNLUK Haritası (1556 depremine dikkat) ;

Marmara bölgesinde ki yıkıcı olmuş depremlerin TARİH - KONUM - KIRIĞIN ETKİLİ OLDUĞU UZUNLUK Haritası



 Artık bu kadar bilginin üzerine fay haritaları ile 1/100.000 planların fotoğraflarını yan yana koyalım, bakalım karşımıza ne çıkacak ;

Evet, sizce de garip birşeyler yok mu?

Ben bir finans şirketinin yöneticisi olsam,

asla böyle büyük riskler taşıyan ve medeniyetleri gömen coğrafyaya yatırım kredisi vermem.

Sıra geldi tarihsel incelemeye, nasıl gömülmüş medeniyetler.

Okumaya devam edin ;


Kapıdağ Yarımadasını yarımada yapan toprak parçası tarihte Kyzikos olarak bilinmekteydi ve MÖ - MS defalarca depremler ile yıkıldı. MS 100'lü yıllarda depremler ile tamamen yıkılan Kyzikos, Roma İmparatoru Hadrian tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Kyzikos'un defalarca depremler ile alt üst olması sonucu yeni bir şehir ön plana çıkmaya başladı; İstanbul(o tarihlerde bilinen adıyla Konstantinopolis). İstanbul geliştikçe Kyzikos'da tarihte önemini kaybetmeye devam etti. Son darbe Kyzikos için 23 Eylül 1063’de geldi. Bu tarihte meydana gelen korkunç deprem neticesinde baştan aşağa yıkıldı ve tamamen terk edildi. Bu şehirin mermerleri İstanbul ve Erdek'e taşınarak kullanıldığı için geride ciddi bir tarih mirası da kalmadı. Kyzikos'un önemini yitirmesiyle Erdek (tarihte bilinen adıyla Artake) limanlarıyla ön plana çıkmaya başlasa da Erdek'te depremlerin etkisiyle tarihte önemli bir kent haline gelememiştir. Sonuçta Kyzikos gibi Efes görkemini taşıyan bu kent depremler yüzünden bilinmezliğe terk edildi. 

Kyzikos mevzubahis sanayi bölgesine sadece 11km mesafede...

Kyzikos ile Sanayi Bölgesi arası 11km

Peki ne dersler çıkardık? Yerbilimci bilim adamlarımızın verdiği verileri de değerlendirerek inceledik.

Okumaya devam edin...


Buradan çıkarılacak en önemli ders, tarihte İstanbul şehri ciddi depremlere maruz kalmış olsa da tamamen terk edilecek bir yıkıcılıkta depreme hiç sahip olmadı ve günümüze dünyanın en önemli şehirlerinden biri olarak geldi. Karşı yakada bulunan Kyzikos ve Erdek ise hiçbir zaman yakasını deprem illetinden kurtaramadı ve tarihin derinliklerine gömülmekten kurtulamadı. 

Özellikle Prof. Dr. Şener ÜŞÜMEZSOY İstanbul'dan ziyade Bandırma ve Bursa'yı risk alanı içinde göstermektedir. Erzincan Depreminin 20. yılı nedeniyle Erzincan'da yapılan bir etkinlik esnasında yaptığı açıklamalarda " İmralı'nın güneyindeki fay hattı da gerçekten İstanbul için değil ama güney için yani Bursa, Bandırma ve çevresi için risk taşıyan bir olgudur." demiştir. Konuşmasında başka bir bölümde ise "İstanbul'da Kumburgaz'daki fay hattı 40 kilometrenin altındadır ama onun güneyinde asıl Kuzey Anadolu fay hattının Erzincan'dan çıkıpta İstanbul'da Çınarcık'a kadar geldikten sonra onun ana yolunu İmralı'nın güneyinden Mudanya üzerinden Bandırma'ya doğru giden bir hatta deprem bekleniyor ve o hatta da 7 şiddetinde bir deprem olabilir ve bu deprem İstanbul'u sarsar ama Bursa ve Bandırma'ya daha fazla bir risk oluşturur."

Sayın Üşümezsoy'un verdiği bilgiler doğrultusunda kırılması beklenen fayın bir ucu Sanayi Bölgesinin içinden geçmektedir. Yani şöyle bir çıkarım yapabiliriz ; Deprem sanayi bölgesinin doğrudan içinde olabilir. Unutmayalım ki faylar depremin sebebi olabildiği gibi sonucu da olabilir. Sayın Üşümezsoy'un 1999 depreminden sonra halkı bilinçlendirmek adına verdiği birçok bilginin yapılan incelemeler ile doğrulandığını da söylemeden geçmememiz gerekiyor.

911 Arama Kurtarma Derneğinin çabaları ile Bandırma'da geçtiğimiz yıllarda bir deprem semineri gerçekleştirilmişti(Seminer bilgileri için TIKLAYINIZ). Bu seminerde özellikle Prof. Dr. Uğur KAYNAK tarafından verilen bilgiler ve ortaya sunulan tezler ile Bandırma'mızın çok tehlikeli bir depreme her an maruz kalabileceği ortaya kondu. Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu tarafından verilen bilgiler ise tezleri güçlendiren ekstra depremsellik ile ilgili yeni yaklaşımlar içeren bilgilerdi. İkisi de aslında aynı şeyi söyledi ; " Bandırma ve bölgenizde büyük depreme hazır olun."

Artık birçok akademisyen İstanbul depremi üzerine yoğunlaşan tartışmaları suni bulmakta ve bu tartışmaların amacının belirli bölgelerdeki "Konut Projelerine" ilgi çekmenin bir yolu olduğunu söylemektedir. Buradan İstanbul'da ciddi bir deprem olmaz demiyoruz, ancak bölgemizin önümüzdeki süreçte yıkıcı bir depreme maruz kalma ihtimalinin İstanbul'da beklenen depremden büyük olduğu gerçeğidir. Bunu sadece bilim söylemiyor, tarih verileri de destekliyor.

Bu durumda depremde yıkılmış bir siyasi partinin binasında asılı olan trajikomik sloganını hatırlatmalıyız diye düşünüyorum ; "Konuşma Çalış - Söyleme Yap";

Deprem ve Siyaset : Konuşma çalış, söyleme yap...

Ya da üstümüze vazife olmayanlar yerine işimizi dosdoğru yapsak, nasıl olurdu acaba?

Dostdoğru İnşaat ve Depremde Yıkılan Bina

Sahte kontroller, sözde hesaplar-kitaplar, meydanlarda bağırıp çağıranlar, sonunda çocuklarımızın hayatına üç kuruş için göz dikenler ;

Van Erciş'de yıkılan YURTKUR Binası

Son sözümüz için okumaya devam edin...


Evet, aslında yaşadıklarımızı bir demokrasi sorunu olduğunu da söyleyebiliriz. Sesimizi duyurmanın zor olduğu ve 2-3 yılda bir önümüze konulan sandığın demokrasi sanıldığı sistem. Bu yüzden bu yazıları yazıyoruz ve bu yüzden bilgilerimizi paylaşmak için mücadele ediyoruz. Maalesef mecliste bulunan siyasi partiler (ayırmaksızın) katılımcı demokrasi yerine "totaliter demokrasi" anlayışını bize reva görüyorlar. Aslında sorunumuzun temelinde bu yatıyor. Daha detaylı bilgilenmek için bu videoyu İZLEYİN ve bu yazıyı OKUYUNUZ

Bu plan hazırlanırken bölge insanının istekleri, fikirleri, bakış açısı, bilim adamları, meslek adamları, sivil toplum örgütleri vs... hiçbir öğe göz önünde bulundurulmamıştır. Bandırma yok sayılmıştır. Yepyeni bir bakış açısına, bütün Bandırma'lıların paydaş olduğu, önlerine set çekmek isteyenlere müsaade etmediği bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Tüm süreci başa taşımaya ihtiyacımız var, bu planları yeni baştan yapmaya, kuralları yeniden yazmaya ihtiyacımız var.

Nasıl mı? Buna siz karar vereceksiniz. Hazır mısınız?

Yapmazsanız bunlar olacak, peki buna hazır mısınız?

Ayrıca bölgemizi bekleyen deprem risklerinin dışında dünyayı bekleyen mevsimsel ve iklimsel felaketlerde bulunuyor. Tarımsal alanların korunması dünya tarihinde hiç bu kadar önemli olmamıştı. OKUYUNUZ

 Bu yazının hazırlanmasında Balıkesir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZKUL'un Bandırma'da verdiği eğitim seminer fotoğraflarından faydalanılmıştır. Kendisine özel olarak teşekkür ediyorum.